Emân (Himaye / Güvence)
Her müslümanın verebileceği emân; en sıradan kişinin verdiği söz bütün ümmeti bağlar.
Emân (أمان), bir müslümanın bir başkasının can güvenliğini garanti ettiği himaye ya da güvence sözüdür — bütün mezheplerin ittifak ettiği ve her müslümanın, ne kadar sıradan olursa olsun verebileceği bir İslâm fıkhı ilkesidir.
Tanım
Herhangi bir müslüman — “çocuk bile olsa, köle bile olsa” — “Falan kimse benim himayemdedir” diyebilir ve bütün ümmet buna riayet etmekle yükümlüdür. Peygamber’in (sav) hükmettiği gibi: “Müslümanlar başkalarına karşı tek eldir; onların en aşağıda olanı hepsi adına himaye verebilir.”
Siyerdeki Yeri
- Zeyneb bint Muhammed ve Ebü’l-Âs (Bölüm 062): Ebü’l-Âs el-Îs’te esir alındığında Zeyneb sabah namazında kadınlar safından seslendi: “Ben Ebü’l-Âs’a himayemi verdim!” Bundan önceden haberi olmayan Peygamber (sav) onun emânına riayet etti ve böylece hüküm yerleşti.
- Hudeybiye (Bölüm 065): Cahiliye’deki himaye âdeti, Ebân b. Saîd’in Mekke’ye girmesi için Osman’a atını ve güvencesini vermesinde görülür — İslâm bu kurumu koruyup yüceltmiştir.
Dersler
Her müminin hukuk önündeki eşitliği ve onuru — en mütevazı olanın verdiği söz devleti bağlar; ve tek bir müslümanın sözüyle bir düşmanın bile bağışlanmasına imkân tanıyan bir düzenin merhameti.
Çapraz Başvurular
Ebü’l-Âs b. Rebî’ (ra) · Hudeybiye Antlaşması · Osman b. Affân (ra) · Hz. Muhammed (sav)
Kaynaklar
- S009 — Yasir Qadhi Siyer Bölüm 062 ve 065. Zeyneb’in himaye vermesi ve “müslümanların en aşağıda olanı emân verebilir” hükmü, sünen kitapları ile İbn İshak yoluyla; dört mezhep bunda ittifak etmiştir.