Tevekkül (Allah’a Güvenme)
Her sebebe sarıldıktan sonra Allah’a güvenmek (“deveni bağla”).
Tevekkül, her meşrû sebebe başvurduktan sonra neticeyi Allah’a bırakmaktır. Edilgenliğin değil, gayretin dayanmasıdır: “Deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et.”
Siyerdeki Yeri (Bölüm 023, 027–028)
- Hicret bunun en tipik örneğidir. Allah’ın kendisini koruyacağını bilen Hz. Muhammed (sav) yine de titizlikle hazırlandı: besili develer, öğle vaktinde örtülü bir yüz, yatağında Ali, güneye doğru Sevr Mağarası’na saklanma, silinmiş izler, güvenilir bir kılavuz, bir haber taşıyıcı. Ancak bundan sonra güvendi — Sürâka peşine düşerken tam bir sükûnetle Kur’an okudu ve mağarada Ebû Bekir’i teselli etti: “Üzülme; Allah bizimledir” (9:40).
- Mağaraya saklanmak tevekkülün zıddı değil, ta kendisidir: elinden geleni yaparsın, sonra neticeyi — örümcek ağını, göremeyen takipçileri — Allah’a bırakırsın.
- İsrâ da aynı şeyi öğretir: Allah “gayreti sebebe bağlar” — Burak’a binilmesi ve bağlanması gerekti; mucizeler bile (Mûsâ’nın denize vurması, Meryem’in hurma ağacını silkelemesi) bir fiil gerektirdi.
Çapraz Başvurular
Hicret (Medine’ye Göç) · Sevr Mağarası (Gâr-ı Sevr) · İsrâ ve Mi’râc (Gece Yolculuğu ve Yükseliş) · Ebû Bekir es-Sıddîk (ra) · Sürâka b. Mâlik (ra) · Hz. Muhammed (sav)
Kaynaklar
- S005 — Yasir Qadhi Siyer Bölüm 023, 027–028. Kur’an 9:40, Sahîh-i Buhârî ve Müslim, Tirmizî (“deveni bağla”) kaynaklıdır.